Ülkemizde cam, bizi doğal koşullardan korurken görüşümüzü engellemeyen bir yapı malzemesi olarak anıldı daima. Ve maalesef dünya ölçeğinde büyüklüğe sahip cam fabrikalarımız da ton hesabı cam satmaktan öte kaygı taşımadılar.. Bu arada 20’ye yakın katmanlı cam çeşidi üretip, fosil yakıtlar kullanarak elde ettiğimiz pahalı ve sağlıksız enerjinin nasıl daha iyi korunabileceğini örneklemeye çalıştılar. Bu çeşitlerin 3-4 tanesinden fazlasını mimar ve mühendislere öğretemediklerinden yakındılar. Yani tek odakları “ağır bir bedelle üretilen enerjinin” sadece korunmasına yönelik oldu.
Halbuki cam, doğrudan “enerji üretebilen” bir malzeme idi. Görmezden geldiler.. İşte Diyarbakır Güneş Evimiz, serasında ve üç cephesinde de bulunan güneş duvarlarında camı bu amaçla kullanmaktadır. Sadece ısı üretmekle kalmayıp, ısınan havanın yükselmesi sırasında yaratılan vakum etkisi ile, evin soğutulmasına bile katkıda bulunmaktadır..
Elbette dış cephelere bakan doğramalarda, ısıcam yani çift cam uygulaması ile, ürettiğimiz doğal enerjiyi koruyoruz. Fakat evimizde birinci öncelik; şeffaf yüzeyden yani camdan geçerek bir iç yüzeye çarpan güneş ışığının, kısa dalga boyundan uzun dalga boyuna geçişi yani faz değiştirmesi sırasında içeride üretilen enerjinin kullanımıdır..